"Dost, henüz saldırmamış düşman demektir."
Ruhi Mücerret-Murat Menteş
25 yaşındayım. 23 yaşına kadar insan ilişkileriyle ilgili kendimden emin olduğum tek şey, arkadaş seçimlerinde kesinlikle başarılı olduğumdu. O zamana kadar aşk ilişkilerinde bir sürü hayal kırıklığı yaşamış olsam da, gerçekten değer verdiğim insanlar olarak arkadaşlarım beni hiç hayal kırıklığına uğratmamıştı. Bu nedenle, genellikle insanlarda aile, aşk ve arkadaş olarak işleyen mekanizma ben de arkadaşlıklar, aile ve aşk şeklinde yerini bulmuştu. Bu nedenle kimse veya hiç bir ilişki için yapmayacağım fedakarlıkları hep arkadaşlarım ya da arkadaşlıklarım için gözümü kırpmadan yaptım. Pişman mıyım? Elbette ki.
Lisedeyken en çok dalga geçtiğim şey, birbirinin arkasından konuşan ergen kızlardı. Hayatın bir oyunu olsa gerek, fiziksel olarak ne kadar geç geliştiysem ( evet memelerim çok geç çıktı), zihinsel olarak o kadar erken geliştim. Bundan kelli olarak, ergenliğin verdiği salak kıskançlık tripleriyle kız çocukları hep dikkatimi çekti. Gün geçti devran döndü, yakın arkadaşlarımda aynı kompleksleri görmeye başladım, ki bu insanlar zannımca bu kusuru hoş gösterebilecek ya da sevimli bir komikliğe eriştirebilecek ergenlikten de çoktan kurtulmuşlardı.
Ah mutsuzluk asla kayıtsız kalamayacağım bir durumsun. Biliyor musunuz şu an bir tane bile yakın kadın arkadaşım yok. Aldatılmış olanlar beni anlar, hani yeni bir ilişkiye başlarken önceden yaptığınız hatalar ve size yapılanlar nedeniyle bir daha asla aşık olmayacağınızı hissedip, karşınızdaki kişiyle aranıza bir set çektiğiniz o an vardır ya. Şu an için tüm kadınlarla benim aramda öyle bir set var sanırım. Arkadaşlık adına atılan her adımı umarsızca geri çeviriyorum. Aslında bunun temelinde mutlu evliliğimde yatıyor olabilir. En yakın arkadaşınızla bile yaparken gerilebileceğiniz kadar dibine muhabbetleri eşinizle yapabiliyorsanız, yakın arkadaşlarınızın tüm düşmansal olasılıklarıyla beraber ele alındığında sizden uzak olmasını diliyorsunuz.
Hala arkadaşlık ilişkilerim bir şey var o da, bittirmek. Şu ana kadar gerçekten en yakın diyebileceğim dört kişiyi,oldukça kısa süreli aralıklarla hayatımdan çıkarmama rağmen, kararlı davranmam. Kendime "İşte bu beybito!" dediğim nadir başarılardandır bu süreç. Hoş bir tanesine ağır küfürler ettim, ama ben zaten günlük hayatta da ağır küfürleri severek kullanan biri olduğum için, duygularımı anladığını tahmin ediyorum.
Şu an bakınca arkadaşlıklarıma ayrılma sürecinde de aşk ilişkilerimden daha özenli olduğumu fark ediyorum. Uzun mailler, seviyeli bir şekilde neden bittiğini anlatmaya çalışmak, can acıtmaya çalışılan ancak karşınızdaki kişinin asla cevap vermeye yeltenemeyeceği laf sokmalı mesajlar.. Oy zavallı ben. Neden üzdünüz ki beni! Hoş üzdüklerine üzüldüklerine eminim çünkü, üzüldüğümde o zaman kadar oldukça anaç olan beni en yırtıcı halimle gördüler. Siz kimsiniz ki sümükler.. Bu arada "sümük" ne güzel bir aşağılama şekli be!
25 yaşındayım ve emin olduğum iki şey var. Arkadaşlık ilişkilerinde kesinlikle başarılı değilim ve Ankaralı Turgut'dan hiç hoşlanmıyorum. O bıyıkların altında bir şeyler gizlediğinden eminim.
İtiraf: "Çok önemli şeyler oldu ama önce kahve yapalım!" cümlesini kullanmayı gerçekten özledim. Ama bir daha mı? No way no!